Urban sketching: şehri doksan dakikada deftere almak

Şehri doksan dakikada deftere almak
Ayakta, tek geçişte, silgisiz. Sokakta çizmenin kuralları atölyedekinden farklı.
Atölyede bir cephe on iki günde bitiyor. Sokakta ise elinizde doksan dakika var, çünkü ondan sonra ışık değişiyor, bacaklarınız ağrıyor ya da çizdiğiniz masa kalkıyor.
Bu kısıt kulağa dezavantaj gibi geliyor ama değil. Doksan dakika, kararları hızlı vermeye zorluyor ve hızlı verilen kararlar genelde daha dürüst oluyor.
Sokakta çizerken
- 1Süreyi baştan bölün: on dakika bakmak, altmış dakika çizmek, yirmi dakika bırakmak.
- 2Silgi taşımayın. Yanlış çizgi, orada ne kadar zamanınız olduğunun kaydıdır.
- 3Her şeyi değil, bir şeyi çizin — bir vitrin, bir kapı, bir masa sırası.
- 4Sırtınızı bir duvara verin. Ayakta doksan dakika, oturarak üç saate denk geliyor.
İlk on dakika: hiç çizmeyin
Deftere dokunmadan sokağı yürüyün. Nereye oturacağınızı ya da duracağınızı bulmak çizimin yarısı; yanlış yerden bakıldığında hiçbir teknik kurtarmıyor.
Aradığınız şey basit: kaçış noktasının kadraja girdiği bir yer ve arkanızda bir duvar. Duvar önemli — hem yaslanıyorsunuz hem de kimse arkanızdan defterinize bakmıyor, ki bu ikincisi ilk aylarda çizmeyi bırakma sebebi olabiliyor.
Çantada üç şey: bir defter, iki uç ve bir su fırçası. Fazlası ayakta işe yaramıyor.
Sonraki altmış dakika: tek geçiş
Doğrudan mürekkeple başlıyorum. Kurşun kalemle ön çizim yapmak sokakta iki kere çizmek demek ve o süre yok.
Tek geçişin bir yan etkisi var: yanlış çizgiler kalıyor. Bir pencereyi iki santim kaydırmışsam öyle duruyor. Başta bu çok rahatsız ediciydi, sonra tam tersi oldu — o çizgiler defterin sokakta tutulduğunun kanıtı. Atölyede çizilmiş bir sayfa ile sokakta çizilmiş bir sayfa arasındaki fark bu.
Sıra şöyle: önce kaçış noktasına giden büyük hatlar, sonra binaların dikey sınırları, sonra pencere ritmi, en son detay. Detaya asla altmışıncı dakikadan önce girmiyorum, çünkü zaman biterse detayı olmayan bir çizim yine bir çizim; oranı olmayan bir çizim hiçbir şey.
Silgi kullanmıyorum. Yanlış çizgi de kalıyor, çünkü o çizgi orada gerçekten ne kadar zamanınız olduğunun kaydı.
Son yirmi dakika: bırakmak
Doksan dakikanın en zor kısmı bitirmemek, bırakmak.
Sokakta bir çizim hiçbir zaman "bitmiyor". Işık değişiyor, insan geçiyor, masa kalkıyor. Yapılacak şey, kalan yirmi dakikada yalnızca bir yere renk koymak ve kapatmak.
Genelde tek bir noktaya su fırçasıyla dokunuyorum — bir tente, bir kapı, bir fener. Sayfanın geri kalanı çizgi olarak kalıyor. Tek renkli nokta, bakan gözün nereye gideceğini söylüyor ve sayfa bitmemiş değil, seçilmiş görünüyor.
Çantada ne var?
- 1
A5 dikişli defter
160 gr kâğıt. Daha ince kâğıt su fırçasında buruşuyor, daha kalın defter ayakta ağır geliyor.
- 2
İki uç: 0.3 ve 0.5
İncesi detay, kalını sınır. Üçüncü bir uç taşımak karar süresini uzatıyor.
- 3
Su fırçası
Sapında su olan tip. Sokakta bardakla su taşımanın hiçbir pratik yolu yok.
- 4
Üç yarım tablet suluboya
Sıcak toprak, soğuk gri, bir de aksan rengi. Fazlası kadraj kadar zaman alıyor.
Nereden başlamalı?
En kolay konu bir vitrin. Tek düzlem, net bir dikdörtgen ve içinde çizmeye değer bir şey oluyor. Sokak panoraması en zor konu ve çoğu kişi oradan başladığı için ilk denemesinde bırakıyor.
İkinci en kolay konu bir kapı. Üçüncüsü, oturduğunuz kafenin masası ve üstündekiler — perspektifi zayıf, gözlemi güçlü bir alıştırma.
Pazar sabahları İstanbul Urban Sketchers buluşmalarında bu sırayla ilerliyoruz ve on üç yıldır çalışıyor.
Atölye defterine abone olun
Ayda iki yazı: yeni çizimler, teknik notlar ve eskiz atölyesi dönemleri.

